Sahnede bir savaş var. Tüm güçlerin bir olup büyük gözüktüğü, küçük gözükeni acımasızca ezdiği...
Küçüğün aslında çok büyük olduğunun bilinmediği bir savaş var.
Zalimin tüm imkânlarını kullandığı, herkesin gözünün önünde çocukların, kadınların, yaşlıların hırsla öldürüldüğü bir savaş.


Makul olmadığını düşündüğün, “neden kimse ses çıkarmıyor?” dediğin bir savaş.

Duydukça, izledikçe, düşündükçe içinin yandığı...
“Elimden bir şey gelir mi?” diye düşündüğün.
“Ne yapabilirim onlar için?” dediğin bir savaş.

Bir şeyler yaptın da kendi dünyanda.
Maddi yardımlar ettin, mitinglere katıldın, dualar ettin, sosyal medyada paylaştın.
Yetmedi. Yetiremedin içindeki vicdan azabına. “Boykot edeyim” dedin zalim olanı ve onun mallarını.

Almadın!!!



Zalim olanın üzerine kan bulaşmış hırkasını, deterjanını, ayakkabısını, kahvesini…

Bir süre böyle devam edeceksin, kısmen ses getireceksin belki.

Ama asıl sen ne olacaksın?

Gerçek savaş belki görünenin çok ötesinde.

Boykot ettiğin markayı almadın belki ama, ihtiyacın olmadığı halde aldın o ayakkabıyı başka markadan.

Televizyonda annesiz babasız gördüğün çocuğa için yandı ama, evdekine bardağı kırdığı için yapıştırdın tokadı.



Kadınların hallerine acıdın, üstü başı perişan dedin ama dakikalarca oyaladın aynanın karışında kendini. 


Yaşlıların feryatlarını için yanarak dinledin ama “öf be” diye bağırdın kendi annene babana.

Durumu daha vahim olan kim acaba? Savaşta ezilenler mi, yoksa kendin mi?  Zalimleri boykot edeceksin de, kendin için ne yapacaksın peki?


Gerçeği bilmesine rağmen sahteyle oyalanıp gerçekle yüzleşmekten korkan,

Bedel ödemekten kaçıp hazırı yemeye devam eden, 

Güzelliğini satan,
Sadece tüketime odaklanan,

Eline geçeni harcayan, 

Üretmek için adım atamayan,

Her süreçte nefsini oyalayıp duran…

Kim acaba? 



Peki sadece ve sadece nefsini bir süreliğine bastıranları da boykot edebilecek misin?
Kararlı durup, nefsine fısıldayana kulak tıkayabilecek misin?
Seni hiç sevmeyen, bir gram dahi mutlu olmanı istemeyenin süslediklerini, elinin tersiyle itebilecek netliğin var mı?
Kurban olmaya gönüllü İsmaili bir duruşla “Beni yolumdan ancak şeytan döndürür.” diyebilecek misin?

Gör içindeki savaşı nasıl da kaybettiğini, 

Nefsinin, içindeki savaşı kazandığını, seni nasıl yerle bir ettiğini, geri dönülmez yaralar açtığını,

Gör artık.

Önce asıl zalimi gör ve kendi nefsinle olan savaşa yönel.

“Bugün kendini yargılamak üzere kendi nefsin yeter!” denilmesi boşa değil elbet.

Samimi bir tövbe ile boykot et nefsini…

Sen samimi isen elbet gelecek destek güçleri, ordular gelecek belki yanı başına ama sen görmeyeceksin…

Korkma!

Yardımcın şah damarından daha yakın sana, bırak düşmanın damarlarında dolaşsın.
Boykotun daim olsun...